Uzman Psikolojik Danışman Yener Özen:

Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone OlErzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Uzman Psikolojik Danışman Yrd. Doç. Dr. Yener Özen, son yaşanan terör saldırılarını değerlendirerek, “Yıkıcı ve bölücü örgütlerinde temel insan kaynakları gençlerdir. Geçmişte olduğu gibi bugün de bir ç
Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Uzman Psikolojik Danışman Yrd. Doç. Dr. Yener Özen, son yaşanan terör saldırılarını değerlendirerek, “Yıkıcı ve bölücü örgütlerinde temel insan kaynakları gençlerdir. Geçmişte olduğu gibi bugün de bir çok gencimiz bu örgütler tarafından tuzağa düşürülerek, hayatları karartıldığı gibi toplumsal hayatımız dinamitlenmekte devlet düzenimiz kaos ve kargaşaya sürüklenmektedir.” dedi.
Terörizmin sosyal ve psikolojik yönleri konusunda bilgi veren Uzman Psikolojik Danışman Yrd. Doç. Dr. Yener Özen, “İnsan kaynağı, para kaynağı ve fikir kaynağı terör örgütleri için ayakta kalması için çok temel faktörlerdir. Diğer taraftan terör içinde ideoloji, örgüt ve şiddet unsurlarını barındırır. Şiddet bunlar içinde en önemli unsurdur. İdeoloji ise terör örgütünün nihai hedefini belirleyici faktördür. Terör örgütü bu ideolojisi doğrultusunda mevcut devlet politikasında değişiklik hedeflemektedir ve bunu da örgütü aracılığıyla ve şiddetle gerçekleştirmeye çalışır.” şeklinde konuştu.
TERÖRÜN SOSYAL PSİKOLOJİK OLARAK YERİ
Terörizmin sosyal ve psikolojik yeri konusunda açıklamada bulunan Özen, “Teröristlerin psikolojisini anlamak, gelişimlerini, motivasyonlarını, kişiliklerini, karar verme şekillerini, grup içindeki davranışlarını, bazılarının tartıştığı psikopatolojilerini incelemeden geçer. Terörizm homojen bir kavram olmadığı için araştırmacılar, "terörist psikolojisi" yerine "terörist psikolojileri" kavramının kullanımının daha doğru olduğunu belirtirler. Araştırmalar, teröristlerin sanılanın aksine psikiyatrik patolojiye sahip olmadıklarını göstermiştir. Hatta duygusal rahatsızlığı olan kişilerin güvenlik riski taşıdıkları için terörist gruplara alınmadığı belirtilmektedir. Örgütsel faaliyet yürütenlerin yarıdan fazlasının sosyal kategori de genç olarak tanımlanan gruba yani 14-25 yaş grubundan oldukları kalanlarında 25 yaş üstü olduğu görülmektedir. Bu da örgütlerin eleman kaynağının gençlerden oluştuğunun kanıtıdır. Çünkü gençlik, bir toplumun en dinamik, en hareketli, en hassas ve iyi yönlendirildiğinde de en fedakar grubudur. Aynı zamanda bir toplumun geleceği olduğu gibi ruhundaki sıkıntıları, buhranları, umutları, kaosları, umutsuzlukları görebileceği bir aynadır. Terör örgütleri için 25-45 yaş arasında bulunan kesimin de önemli bir potansiyel olduğu göz ardı edilmemelidir. Yarıya yakın bir oranda oluşan bu kesimin de örgütler için gücü önemlidir. 45 üstünde yani biraz daha yaşlı diye tabir ettiğimiz kesimden ise gerek yaşlı olmaları, gerekse hastalık, geçim sıkıntısı gibi sebeplerden ötürü istifade edememektedirler. Meslek grupları açısından değerlendirildiğinde; öğrenci kesiminin çoğunlukta olması dikkat çeken bir sonuçtur. Örgütler eleman kaynakları olarak potansiyel güç olarak gördükleri genç nüfusu özellikle lise ve üniversite gençliği arasından seçmektedirler. Tarihi ve güncel çekişmelerimiz münasebetiyle komşularımızla, jeopolitik ve jeostratejik konumumuz itibarıyla da önde gelen dünya devletleriyle sürekli bir mücadele ve rekabet halindeyiz. Bu rekabette, ağırlıklı olarak ülkemizin aleyhine kullanılan unsurlar yıkıcı ve bölücü örgütlerdir. Yıkıcı ve bölücü örgütlerin de temel insan kaynakları gençlerdir. Geçmişte olduğu gibi bugün de bir çok gencimiz bu örgütler tarafından tuzağa düşürülerek, hayatları karartıldığı gibi toplumsal hayatımız dinamitlenmekte devlet düzenimiz kaos ve kargaşaya sürüklenmektedir.Terör örgütleri, genç beyinlerin masum ideallerini, insancıl yönlerini, enerjik ve dinamik bedenlerini çok kolayca istismar etmektedirler. Gençlerimizi tuzağına düşürmek isteyen bu hain odaklar ve şer yuvaları, bir çok yöntem ile hedefini avlamaya çalışmaktadırlar. Örgütler, tuzağına düşürdüğü gençlerin peşini bir daha kolay kolay bırakmamaktadırlar. Onları iliklerine kadar sömürmektedirler. Ölülerinden bile istifade cihetine giderek, ailelerini de felakete ve yıkıma uğratmaktadırlar.” dedi.
TERÖRİSTİN PSİKOLOJİK YAPISI
Teröristin psikolojisinde mağdurluk veya kurban olma psikolojisi, yaralanmış narsisizm psikolojisi, bölünme veya yarılma psikolojisi, ait olma ve yaşama psikolojisi, hakkı olduğuna inanma olduğunu belirten Uzman Psikolojik Danışman Yener Özen, “Terörizm, siyasi tercihleri etkilemek için oluşturulmuş sembolik fiildir. Siyasal amaçlarına ulaşmak için sembolik şiddet olaylarına başvuran gruplara karşı nasıl bir yol izleneceği, terör ve teröristin gözle görülmeyen, insanları etkileyen psikolojik özellikleriyle bağlantılıdır. Terör eylemini gerçekleştiren birey olan teröristin terör örgütlerine katılmasının ardındaki neden ve terör eylemlerini nasıl gerçekleştirdikleri sorularının cevabı terörist psikolojileri incelemelerinin konusudur. Bunun içinde kişilik gelişimindeki süreç incelenerek teröristlerin hangi aşamalarda kırılmalar yaşadığı tesit edilmeye çalışılır. Uzmanlar, teröristin psikolojisinde mağdurluk veya kurban olma psikolojisi, yaralanmış narsisizm psikolojisi, bölünme veya yarılma psikolojisi, ait olma ve yaşama psikolojisi, hakkı olduğuna inanma psikolojisinin bulunduğunu belirtirler. Teröristlerin geçmişlerinde ayrıca eğitim ve iş konusunda başarısızlık yaşadıkları ve bunun da yaralanmış benlikteki bir diğer unsur olduğu belirtilir.” dedi.
TERÖR ÖRGÜTLERİNE KATILIM SEBEPLERİ
Terör örgütlerine katılım ve çözüm önerileri konusunda açıklamada bulunan Özen, “Terörün yeşerdiği ortam, ülke içi ekonomik, sosyal, kültürel, eğitsel ve siyasi sorunlardır. Dolayısıyla bir ülke iç bünye olarak zayıf ise, terörizmi bir silah olarak kullanan odaklar amaçlarına ulaşabilirler. Terör, güvenlik sorunu olmanın yanında toplumsal yapıda, siyasal kültürde, kamu yönetiminde, eğitimde ve ekonomik yapıda derin kökleri bulunan bir toplumsal bunalım olarak karşımıza çıkmaktadır.Milli gelir dağılımındaki dengenin bozulması, işsizliğin artması ve halkın ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalması, Milli birlik ve beraberlik şuurunun, insanların toplumun temel değerlerine saygılı ve devlete karşı yükümlülüklerin bilincinde olmaları gerektiğinin eğitim sürecinde ve aile ortamında tam olarak verilememesi, siyasi çatışmaların yaşanması, her alanda yaşanan ülke sorunlarının propagandasının yapılması, aile, çevre, okul ve arkadaş ortamlarında meydana gelen problemlerin istismar edilmesi gibi nedenlerle insanların terör örgütlerinin tuzağına isteyerek ya da istemeyerek düştükleri bilinmektedir.Terör örgütlerinde faaliyet yürüten bireylerin büyük bir çoğunluğunun kendi istek ve iradeleriyle terör örgütlerine katılmadıkları, örgütlerin birebir propaganda yöntemlerini kullanarak onları kazandıkları söylenebilir. 1003 terör örgütü mensubu üzerinde yapılan bir araştırmaya göre tutukluların yüzde 71’i örgüt elemanlarının kendilerini bulduklarını ve onlar vasıtasıyla örgüte katıldıklarını ifade etmektedirler. terör örgütlerinin silahlı-silahsız her türlü eylemde kullandığı insan kaynağının, özellikle 14-25 yaş grubundaki orta öğrenim ve yüksek öğrenim çağındaki gençler olduğu görülmektedir. Çünkü gençlik dinamizm, coşku, heyecan, macera demektir. Onlar adeta toplumun sigortasıdır. Terör örgütleri de bu dönemin özelliklerinden en iyi şekilde yararlanmak istemektedirler. Gençlerin hayat tecrübesi ve bilgi birikiminin de az olması terör örgütlerinin işini kolaylaştırmaktadır.Gençler terör örgütlerine sosyal, ekonomik, psikolojik ve ailesel sorunlardan dolayı katılmamaktadır. Fakat bu sorunlar terör örgütlerinin gençliği kazanmasını kolaylaştırmaktadır. Çünkü terör örgütleri, gençlerin sorunlarını istismar ederek bir propaganda malzemesi haline getirmektedirler.Yine terör örgütlerinin seçtikleri elemanlarının genç olmasının yanında cinsiyet olarak çoğunluğunun erkek, öğrenci kesiminden ve gelir seviyesinin de düşük olduğu görülmektedir.Dünyadaki tüm terör örgütlerini ayakta tutan ideoloji, iç ve dış destek para ve elemandır. Bunlardan da en önemlisi ise insan unsurudur. Bir insanı da örgüte bağlayan unsur ideolojidir. Bir terör örgütünün istediği kadar maddi olanakları, yurt içinden ve yurt dışından desteği olsun ama onu ayakta tutacak insan kaynağı olmadan o örgütün yaşamını sürdürmesi mümkün değildir.Bu nedenle Terörün yalnızca güvenlik boyutu olan bir sorun değil aynı zamanda ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, eğitim, aile ve psikolojik boyutları olan bir sorundur. Diğer taraftan uluslararası boyutu da olan terör topyekûn, milletçe çözülmesi gereken bir sorundur.Bir yandan terör örgütlerine karşı operasyonel çalışmalar yürütülürken, diğer yandan da terörün arka planını oluşturan ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, eğitsel, ailesel vb. sorunlar ortadan kaldırılmalıdır. Terörün bitmesi için bu sorunlar çözülmezse operasyonel faaliyetler yarım kalacak ve tam çözüm olmayacaktır. Bu doğrultuda siyasetçilerin, bilim adamlarının oturup enine boyuna tartışarak bilimsel verilerden yola çıkarak sosyal projeler üretip bunları hayata geçirmeleri gerekir. Terörle mücadelede bütün kuruluşların ortak tavır takınmaları ve bu konuda üstlerine düşen görev ve sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeleri hususu da göz ardı edilmemelidir.” şeklinde konuştu.
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone Ol